20 Ocak 2014 Pazartesi

Çare Olamamak

  Dün akşam hemen hemen her zaman gördüğüm, görüpte cahil, serseri diyerek aşağıladığım insanlarla karşılaştım. Hayır, bir şey olmadı. Ailemin bana verdiği öğütlere göre onlarla konuşmamalı, hatta onların yüzüne bile bakmamalıydım. Çünkü onlar "pis insanlardı" İyi ama bu "pis insanlar" dediğimiz kişilerin ne kadarı bu hayatı seçmişti? Öyleyse nasıl onları yargılayabiliyorduk? Ben durumumuzun onların durumundan daha zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü durumu zor olanların sorumluluğu durumu iyi olanlarındır. Buna rağmen biz onlara biz çözüm sunamayız. Çünkü biz çaresizliğin ne olduğunu bilmiyoruz, bilmediğimizden bir çözüm sunamayız. Ancak bizim hala daha vicdanımız olduğundan bu vicdanımızı rahatlatmak için aptalca argümanlar yaratabiliriz. Bu da onların bir işine yaramaz. Görüldüğü gibi "okumuşlar" bir çare sunamazlar.

  Peki kim çare olabilir? Bir önceki paragrafa bakarak çare sunabilecek kişilerin çaresizliğin ne olduğunu bilen kişiler olduğunu çıkarabiliriz. Peki bu yeterli midir? Kesinlikle hayır. Neden diye soracak olursanız cevabım şu şekilde olurdu: Bu insanlar dışarıda yaşamak zorunda olduklarından dolayı yaşamak onlar için en önemli koşuldur. Bana göre bir insan böylesine zorlu durumlarda hayatta kalmak istiyorsa duygularını düşüncelerine karıştırmamalıdır. Ancak insan akıl ve duygunun bir araya geliştirerek oluşturduğu senteze denir. Bunların yanında duygularını kullanmayan bir insan bir başkasını düşünemez, haliyle çözüm sunamaz. Düşüncelerim bu şekilde bunun üzerine ekleyeceklerim var. Siz de ekleyebilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder